Önsöz ve Teşekkür

2010’da yayınlanan 7. kitabımdan (Reporting Services) sonra yazarlığa son vermeyi düşünüyordum. Gerçekten bir daha uzun bir süre de kitap yazmadım. Ancak elinizdeki bu kitabı yazmaya beni adeta mecbur eden durum, gerek Bahçeşehir Üniversitesinde verdiğim derslerde, gerekse de dernekteki kurslar ve kurumsal eğitimlerde öğrencilerime önerebileceğim akademik ve ciddi bir kaynağın olmayışı idi. Ne yazık ki şimdiye kadar çıkmış mevcut kitaplar belirli bir sistematikten uzak, pedagojik açıdan uygun olmayan, içerik bağlamında ise yüzeysel hatta ne yazık ki yanlışlarla dolu ama iyi niyetli çalışmalardı. Internet’teki blog yazıları, videolarda da durum farklı olmadığı için 2011’den beridir verdiğim Android derslerinde öğrencilerime yardımcı bir kaynak öneremiyordum. Bu konular her gündeme geldiğinde ise yaptığım tespit ve eleştirilere de öğrencilerim “Hocam madem durum bu kadar vahim siz neden yazmıyorsunuz?” şeklinde haklı bir tepki gösteriyorlardı. Ancak eğitim programımın yoğunluğu, hem dernek hem üniversite hem de diğer işlerim (seminerler, sınav kâğıdı okumak vs) bu ihtiyaca cevap verebilmemi oldukça geciktirdi. Öte yandan yazımı yine uzun süren “C++ Java ve C# ile UML ve Dizayn Paternleri” isimli kitabımın da artık bitmesi gerekiyordu. Onu bitirip yayınevine teslim ettiğim gün yayıncılık sektörünün duayeni sevgili Mustafa Arslantunalı o davudi sesiyle “Evet Aykut haydi bakalım Android’i ne zaman teslim edeceksin?” dedi. Doğrusu ben o tarihlerde uzun süre önce başladığım Android kitabımı bitirmekten adeta vazgeçmiştim. Fakat Mustafa bey’in o gün verdiği motivasyon ve sonrasındaki bazı “tacizkâr” telefon aramalarının sonucunda bugün elinizde tuttuğunuz kitap ortaya çıktı.

Bu kitabı yazma gerekçemi yukarıdaki paragrafta sanırım anlatabildim, ama özetle piyasa işi bir kitap değil ciddi, pedagojik, akademik fakat aynı zamanda pratiğe dönük bir kitap hedefledim. Umarım bu konuda başarılı olabilmişimdir.

Öte yandan bu kitabın da mutlaka gözden kaçan eksikleri veya hataları olacaktır. Nasıl ki bir yazılım projesi çeşitli testlerden geçmesine rağmen release edildiğinde bir takım hataları oluyor ve bu hatalara birkaç sürüm içerisinde çözüm bulunuyorsa bana göre kitaplar da aynı şekilde yayınlandıkları ilk baskıdan sonra okurlardan gelen uyarılarla hatasız ve eksiksiz hale getirilebilir. Bu nedenle okuyuculardan öneri ve eleştirileri olanlar benimle doğrudan iletişime geçebilirler. Kitapla ilgili görüş ve önerilerinizi memnuniyetle dinleyip değerlendireceğimden emin olabilirsiniz.

Önceki 8 kitabımla ilgili zaman zaman aldığım eleştirilerden birisi İngilizce sözcüklerin kullanımı noktasındaydı. Türkçe sevdalısı bir yazar olarak bu eleştiriyi kısmen haklı da buluyorum. Ancak gerçek şu ki; bilgisayar bilimlerine ve özellikle yazılım mühendisliğine teknoloji ve doktrin geliştirme anlamında en çok hizmet eden ülkeler başta ABD olmak üzere İngilizce konuşulan ülkelerdir. Dolayısıyla bu alandaki İngilizce terminoloji dünya çapında kabul görmektedir. Benim bir yazar olarak bu noktadaki yaklaşımım terimlerin orijinal halleriyle kullanılmasıdır. Çünkü bilinçsizce ve sırf çeviri olsun diye yapılmış çeviriler meslektaşlar arasında bazı iletişim sorunlarına neden olmaktadır. Sözgelimi thread sözcüğünü ele alalım; şayet belirli bir seviyeye gelmiş bir yazılımcıysanız bu sözcük size doğru çağrışımlar yapacaktır. Ama thread yerine izlek, iş parçası, akış hatta iplik gibi farklı karşılıklar kullanılmaktadır. Bunlardan hangisi sizde thread ile aynı anlamsal etkiyi bırakıyor? Üstelik bu karşılıklardan birisi için bir uzlaşıya da henüz varılamamışken, siz yazar olsaydınız hangisini tercih ederdiniz?

Bu durum bilgisayar bilimleri dışındaki alanlarda da farklı sayılmaz. Örneğin tıbbın dili Latincedir. Bir doktor anadili ne olursa olsun Latince bir tıp teriminin ne anlama geldiğini bilmek zorundadır. Bu sayede örneğin skapula denildiğinde Ugandalı, Alman veya Türk doktor da hangi kemiğin kastedildiğini anlayabilir. Ne tıp kitaplarında ne de tıp eğitiminde skapula yerine karşılığı olan kürek kemiği tabiri kullanılmaz. Hekimler de kendi aralarında konuşurken örneğin kaval kemiğini değil Latincesi olan fibula’yı kullanırlar. Bu bir yabancı dil hayranlığı ya da özenti olarak değil, mesleki jargonu anlama ve literatürü takip edebilmenin gereği olarak algılanmalıdır. Dolayısıyla ben de bu kitapta yazılımla ilgili terimler veya patern isimlerinde olduğu gibi özel isimler söz konusu olduğunda kendime göre çeviriler yapmaktansa İngilizce orjinallerini (parantez içerisinde Türkçesini de vererek) kullanmayı tercih ettim.

Saygılarımla

Aykut TAŞDELEN

İstanbul 9.3.2015

Teşekkür

  • Başta eşim Ayşin Taşdelen olmak üzere aileme (Nalan ve Ünal Taşdelen‘e),
  • Eğitimcilik ve yazarlık anlamında rol modelim olan değerli hocalarım Pelin Savran ve Kaan Aslan’a,
  • Zor zamanlarımda daima yanımda bulduğum, bana destek veren dostlarım; Hürcan Yıldırım, Çetin Sarpkaya, Mustafa Ercan, Mehmet Arslantunalı, Serdar Tokcan’a,
  • Kitaplarımın dernekteki dağıtımı konusunda üstün gayretleri ve eşsiz dostluğundan ötürü Reyhan Yiğit’e
  • Ayrıca beni bu kitabı bitirmek noktasında motive eden aynı zamanda kitabın editörü de olan Mustafa Arslantunalı’ya sonsuz teşekkürlerimle.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s